Eğitim-Bir-Sen Çankırı Şubesi tarafından yapılan açıklamada, “Basın açıklamalarımıza alınganlık gösteren sayın rektör, önce temsilcilik yönetiminde görevli arkadaşlarımızı sürgün mahiyetinde zorunlu yer değişikliklerine tabi tuttu. Aynı zamanda 28 Şubat’ın yıldönümüne yaklaştığımız şu günlerde ikna odalarına rahmet okuturcasına kurdurduğu “İstifa Odaları” ile üyelerimizi istifaya zorladı." tepkisinde bulundu.
Eğitim-Bir-Sen Çankırı Şubesi tarafından 13 Şubat’ta yapılan “Üniversite İdari Personelin Yer Değişikliği” açıklamasının sonrası ÇAKÜ Rektörü Harun Çiftçi’nin üyelerine mobbing ve sürgün yer değişiklikleri yaptığını belirterek ikinci bir basın açıklaması yaptı.
Uluyazı Yerleşkesi 1. Giriş kapısında yapılan basın açıklamasına yüzlerce sendika üyesi katıldı. Açıklamaya Çankırı Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Adem Can’da katılarak destek verdi.
Basın açıklamasına, Rektör Çiftçi’nin istifa mobbingi ve sürgün tayinlerini engellemek için Çankırı Karatekin Üniversitesi’nde bulunan sendika üyeleri dahil edilmedi.
Memur Sen Engelliler Komisyonu Genel Başkanı ve Eğitim-Bir-Sen Çankırı Şube Başkanı Ahmet Dönmez nezaretinde gerçekleştirilen basın açıklamasına Kırşehir, Ankara, Bolu, Kastamonu, Çorum şube yöneticileri ve üyelerinin yanı sıra Çankırı Şubesinden yaklaşık 100’e yakın üye katıldı.
Sendikanın toplu sözleşmede elde ettiği kazanım ve hükmün hayata geçirilmesi için aldığı eylem kararının Çankırı Karatekin Üniversitesi yönetimini hayal kırıklığına uğrattığını ve bu yüzden sendika üyelerini baskı ve mobbingle, sürgün ve istifaya zorlayarak görev ve yetkilerini kötüye kullandığını iddia eden açıklamada; Eşlerin birliği, ailelerin huzuru, çalışma hayatının barışı için fikir üretmesi gerekenlerin zihin kodlarının açığa çıktığı ve hesaplaşmak için bahane arandığı vurgulandı.
Gittikçe sertleşen açıklamanın devamında şu ifadelere yer verildi.
Makamın sorumluluğunu taşımak yerine, idari amirler aracılığıyla sorgu odaları kuruluyor, zülüm perdesi aralanmak isteniyor.
Özgürleşmenin önünü açmak yerine, fikirler preslenmek isteniyor.
Türkiye’nin son 20 yılda zorluklarla sırtından attığı “ötekileştirme” kamburunu, tekrar sırtımıza yük olarak bağlamak isteyenlerin hevesini görüyoruz.
İlim yuvasını,
Kamu görevlilerine zülüm yuvasına çevirenlere karşı;
Tepkimizi haykırmak,
Haksızlığa karşı susmamak,
Sendikal kararları tanımayanlara direnmek,
Anayasal hakları hiçe sayanlara karşı dimdik durmak için
Sesimizi yükseltiyoruz.
Akademisyenlere zülüm değil bilim yakışır, fikir yakışır, teşvik yakışır, moral yakışır.
Akademisyenlere tehdit yağdırmak değil, yol açmak gerekir; akademisyenleri sindirmek değil, fikir yöntemlerini geliştirmek gerekir.
Akademisyenleri el pençe hazır ol da bekleterek askeri üs kurmak değil; bilimin ışığında üretmek, ülkenin gelişmişliğine katkı sunmak, üniversiteleri de bunun için aracı kılmak gerekir.
Kıymetli dava arkadaşlarım.
Omzumuzdaki yükü ve çalışma hayatındaki stresi kamuoyuna anlatmak ve herkesi maşeri vicdana davet etmek için haykırıyoruz.
Bir ayıbımız yok… Eksiğimiz, kusurumuz, hukuksuzluğumuz yok.
Sadece insanlık onuruna yakışır bir muamele talep ediyoruz.
Sendikal hakkımızı kullanıyor, sendikamızın kararına uyuyoruz diye; eski Türkiye’nin dayatmacı, baskıcı ve fişleyici anlayışına maruz kalıyoruz.
Sayın Rektör… Başında bulunduğunuz yönetimin baskıcı tavırlarının arkasındaki gerçek yüz nedir bilelim?
İdari personelin yer değişikliğini mi istemiyorsun?
Akademik personelin zam talebine mi karşı çıkıyorsun.
Sendikal örgütlenmeyi mi hazmedemiyorsun?
Barışçıl yöntemlerle basın açıklamamızı mı beğenmiyorsun?
Sizden beklentimiz, parmak sallayarak hesaplaşmak değil, el ele tutuşarak çözüm üretmenizdir. Elimizi tutmak yerine, ekmeğimizi elimizden almayı amaçlıyorsunuz. Biz bunun farkındayız.
Bilim ve ilim beşiği olması gereken üniversite kurumunu, makamın şöhretine kapılarak “istediğimi yaparım” anlayışıyla; sendikalara ayar verme, sendikalıları hizaya getirme olarak kullanmasını kabul etmiyoruz.
Makam emanet, mevki geçicidir. Makamın şöhreti geçer, mevkinin büyüklüğü biter. Asıl olan insan ve insanlıktır.
Bugün buraya üniversite personeli üyelerimizi bilerek davet etmedik.
Sendikal hakkını kullanıyor, kırmadan dökmeden sesini yükseltiyor diye üyelerimizin tekrar hukuksuzluğa maruz kalmaması, işlerinden, çalışma ortamından baskıyla uzaklaştırılmaması için Şube olarak bizler geldik.
Basın açıklamalarımıza alınganlık gösteren sayın rektör, önce temsilcilik yönetiminde görevli arkadaşlarımızı sürgün mahiyetinde zorunlu yer değişikliklerine tabi tuttu.
Aynı zamanda 28 şubatın yıldönümüne yaklaştığımız şu günlerde ikna odalarına rahmet okuturcasına kurdurduğu “İSTİFA ODALARI” ile üyelerimizi istifaya zorladı.
İstifa dilekçelerini önünde gören üyelerimiz ‘ya mevcut pozisyonun ve kurulu düzenin için istifa edersin ya da başına geleceklere katlanırsın’ denilerek kıskaca alındı.
Mecbur kalanlar istifa ediyor, direnenler türlü baskı ve zorbalıkla mücadele etmek zorunda kalıyor. Buradan soruyoruz… Genel Sekreter yardımcısı odası ikna odası mı, istifa odası mı? Bu işler, yapılan hukuksuzluklar; öğrencinin huzur ve konforunu iyileştirmek ve akademik seviyeyi yükseltmek üzere orada bulunanlara yakışıyor mu?
Bizi sindirmeye çalışanlar, yalnız hissettikçe pes edeceğimizi sanıyorlar. Uzunca bir zamandır saman altından su yürütür gibi bölme ve parçalama taktikleriniz ile alamadığınız neticeyi ikna odalarında mı alacaksınız?
Ama biz yılmayacağız!
Biz, emeğimizle, bilgimizle, alın terimizle bu üniversiteyi var eden insanlarız. Bizi susturmaya, parçalamaya çalışanlar bilmelidir ki; biz birbirimize daha sıkı sarıldıkça, dayanışmamızı artırdıkça, hiçbir baskı bizi yolumuzdan döndüremeyecek!
Unutulmamalıdır ki; bugün burada olan herkes, sadece kendi ikbal ve konforu için değil, Karatekin Üniversitesinin aydınlık geleceği için bulunuyor.
Biz, meslek onurumuzu, akademik özgürlüğümüzü, sendikal örgütlülüğümüzü ve insanca çalışma hakkımızı savunuyoruz.
Birlikte hareket ettikçe, sesimizi duyurdukça, bu zorbalık duvarını yıkacağız! Bugün geldiğimiz noktada en büyük inanç ve kararlılıkla tekrar ediyoruz:
Yıldırma politikalarınıza, hukuk tanımaz kararlarınıza ve eski Türkiye zihniyetinize karşı dimdik duracağız.
Gelin;
aydınlık geleceğin inşası,
Büyük ve Güçlü Türkiye hedefinin taşıyıcısı,
özgürleşme ve insan haklarını geliştirme meşalesinin taşıyıcı
olması gereken üniversiteleri,
bilim yuvalarını ve ilim mekteplerini yanlış fikirlerle kirletmeyin.
Yarının gençlerini yetiştirmesi gereken üniversitelerimizi,
Örnek olması gereken makamlarınızı,
Adaletsiz, yanlış ve hukuksuz uygulamaların örneği haline getirmeyin.
Sayın Rektörümüze buradan bir kez daha sesleniyoruz. Üyelerimizi;
Emeği ile işi,
Ekmeği ile sendikası,
Çalışma hevesi ile Örgütlü mücadelesi arasında bırakmayın.
Yanlışınızdan dönün!
Hukuksuz kararlarınızı geri çekin!
Değerli basın mensupları,
Kıymetli dava arkadaşlarımız
Sizleri üstat Necip Fazıl’ın şu veciz sözleriyle uğurluyorum.
Kırılır da bir gün tüm dişliler
Döner şanlı şanlı çarkımız bizim
Gökten bir el yaşlı gözleri siler
Şenlenir evimiz barkımız bizim
Sendikal hakkımızla ve Güçlü davamızla;
Korku duvarlarını yıkacağız.
FERMAN REKTÖRÜNSE ÜNİVERSİTELER BİZİMDİR!
Değerli dostlarımız, hepinize inancınız, mücadeleniz ve cesaretiniz için teşekkür ediyorum.
Birlikte mücadele edecek,
Birlikte savunacak,
Birlikte yürüyecek ve birlikte kazanacağız!
Açıklamanın ardında grup olaysız bir şekilde dağıldı.
Sendikanın bu sert açıklamasına Rektör Çiftçi ve üniversite yönetiminin ne cevap vereceği ise merak konusu.